İletişim Sorunlarına Yol Açan Tutumlar
Emir vermek, Yönlendirmek: Bu iletiler çocuğun duygularının önemsiz olduğu
mesajını verir. Çocuklar kendilerini diğer kişinin istediğini yapma
zorunluluğunu hisseder. Bu durumda zamanla değersizlik duygusu oluşturmaya başlar.
Uyarmak, Gözdağı vermek: Bu iletiler de emir verme ve yönlendirmeye
benzer; ancak çocuğun vereceği yanıtın karşılığı olacak tümceleri de içerir.
Çocuğun isteklerine saygı duyulmadığı mesajını verir. Bu durum çocuklarda öfke
ve düşmanlık duygularını yaratır.
Ahlak dersi vermek: Ebeveyn-çocuk ilişkilerinde otoritenin ve
zorunlulukların gücü çocuğa karşı kullanılır. Çocuklara “Yapmalısın!
Etmelisin!” mesajlarını iletir ve çocukları söylenenlere karşı koymaya zorlar.
Bu durum zamanla çocuklarda asilik gibi davranışlara neden olur.
Öğüt vermek ve çözüm önerileri getirmek: Çocuğun sorunlarını kendi kendisine çözeceği
yeteneğinin olmadığına inanıldığını gösterir. Zamanla çocuklar durumu
kabullenmeye başlayarak benlik oluşumlarının olumsuz etkilenmesine yol açar.
Öğretme, nutuk çekme, mantıklı
düşünceler önerme: Bu durum aile içinde o anda
herhangi bir sorun yokken çocuklar tarafından kabul edilebiliyor; ancak, sorun
anında bu durum kabul edilmiyor ve daha fazla çatışmalara neden oluyor.
Mantıklı düşünceler önerme çocuğun mantıksız ve bilgisiz olduğuna dair mesajlar
iletir.
Yargılamak, eleştirmek, suçlamak, aynı
düşüncede olmamak: Bu iletiler çocuk üzerinde
diğerlerinden daha fazla olumsuz etki yapar. Bu değerlendirmeler çocuğun benlik
saygısını düşürür. Çocuklar hakkında yapılan olumsuz değerlendirmeler çocuğun
kendisini değersiz, yetersiz görmesine neden olur.
Övmek, aynı düşüncede olmak, olumlu
değerlendirmeler yapmak: Genel inanç
olarak bu durumun çocuğa zarar vereceği hiç düşünülmez. Ama çocuğun öz benliğine
uymayan değerlendirmelerin yapılması çocukta kızgınlık yaratır. Çocuklar bu
iletileri anne babanın kendilerini yönlendirme ve isteğini yaptırma girişimi
için kurnazlık olarak yorumlayabilirler. “Siz böyle söyleyince sanki ben daha
çok mu çalışacağım?” gibi düşünürler. Övgü ise başkalarının yanında yapılıyorsa
çocuğu utandırır. Aşırı övgü sonucunda çocuk buna alışır ve övülmeye gereksinim
duymaya başlar.
Ad takmak, alay etmek: Çocuğa istediği dışında konulan lakaplar veya
takma adlar genellikle benlik saygısı üzerinde olumsuz etki yapar. Çünkü
genellikle hoşlarına gitmeyen ve kabullenmedikleri şekilde kendilerine hitap
edilmesi çocukların için istenilmeyen bir durumdur.
Yorumlamak, analiz etmek, tanı koymak: Bu durum çocuğun konuşmasını, kendi duygularını
ifade etmesini engeller. Bu durumda çocukların ilerleyen yıllarında da devam
ettiği görülmektedir. Zamanla bireyler kendi içine dönük olmaktadırlar.
Güven vermek, desteklemek, avutmak,
duygularını paylaşmak: Anne babalar
çocuklarının duygularını tam olarak anlamadıklarında olumsuz sonuçlar ortaya
çıkar. Böyle bir durumda sorun hiç yokmuş gibi algılanıp avutma eğilimine
gidilir. Üzülme yarın her şey düzelecek, kendini daha iyi hissedeceksin gibi
mesajların verilmesi çocuğun önemsenmediği hissini verir.
Soru sormak, sınamak, sorgulamak: Çocuklar kendine yönlendirilen sorular ve aşırı
ilgide sorgulanıyor hissine kapıldıklarında güvensizlik duygusu ve benlik
yapısıyla ilgili kuşkular oluşmaktadır.
Sözünden dönmek, oyalamak, alay etmek,
şakacı davranmak, konuyu saptırmak:Böyle
iletiler yüzünden çocuk anne babasının onunla ilgilenmediğini, duygularına
saygı göstermediğini belki de onu dışladığını, dikkate almadığını düşünür.
Çocuklar sorunlarını dile getirdiklerinde çok ciddidirler. Şaka ve espriyle
karşılık vermek onları incitebilir, onlarda itilmişlik ve kenara atılmışlık
duygusu oluşturabilir.
Nasıl yaklaşırsam sorunu çözebilirim?
Aile içi iletişim engelleri ne yazık ki,
aile bireylerini birbirlerinden uzaklaştırıyor. İletişimsizlik aile üyeleri
arasında uzaklaşma, dağılma ve kopuşu beraberinde getiriyor. İletişim
yanlışlarından en çok çocuklar etkileniyor. Bu durumlarda çocuğun benlik
saygısı olumsuz etkilenebilmekte ve ciddi uyum sorunları ortaya çıkabilmektedir.
İletişim sorunları “Nasıl yaklaşırsam bu sorunları çözebilirim?” cevabını
arayarak çözülebilir. Bu sayede aile içi iletişim kalitesini yükseltilebilir ve
daha mutlu aile ortamı sağlanabilir.

Yorumlar
Yorum Gönder